İki haftada bir Pazartesi günleri çevrimiçi olarak gerçekleştirdiğimiz WEC Mondays etkinliklerinde bu hafta Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsünden Martin Lambert’i ağırladık.

Martin, “Temiz Hidrojen: Umut mu Hayal mi?” konulu sunumunda şunlara değindi:

 

  • Düşük karbonlu hidrojen, enerji sisteminin dekarbonizasyonunda önemli bir rol oynayacak fakat bunu daha çok rafineri, elektrik üretimi, çelik üretimi ve ulaşım gibi belirli uygulamalarda göreceğiz.

 

  • Elektrifikasyon, daha yüksek verimlilik ve kullanım kolaylığı nedeniyle yenilenebilir hidrojene nazaran daha çok tercih edilecek. Hafif araçlardan ev aletlerine kadar elektrifikasyonu sağlanabilecek her şeyin elektriğe geçmesi gerekir.

 

  • Temiz hidrojenin küresel enerji sisteminde önemli bir rol oynayabilmesi için, tam değer zincirinin geliştirilmesi çok önemlidir. Temiz hidrojen üretim maliyetini düşürmek için daha fazla elektrolizör fabrikası ve ek yenilenebilir enerji üretim kapasitesi olması gerekiyor. Yeşil hidrojenin ekonomik ve güvenli bir şekilde taşınmasını sağlamak için daha fazla boru hattına ve şebekeye ihtiyaç vardır.

 

  • Yeşil hidrojen, fosil yakıtlardan temin edilen hidrojenden önemli ölçüde daha pahalıdır. Yeşil hidrojenin fiyatı yenilenebilir enerji üretiminin fiyatına bağlıdır. Düşük maliyetli yenilenebilir enerji bizi daha düşük maliyetli yeşil hidrojene götürmektedir.

 

  • Yenilenebilir enerji üretimi ve Karbon Yakalama-Depolamanın (CCS) hızlı bir biçimde kullanıma sunulması temiz hidrojen ölçeğinin artırılması için ön şarttır. Küresel hidrojen üretiminin % 90’ından fazlası, 900 milyon ton CO2 yaydığı tahmin edilen fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Bugün toplam küresel CCS sadece 40 milyon tondur.

 

  • Bugüne kadar temiz hidrojen üretimi büyük ölçüde devletler tarafından finanse edilen pilot projelerden kaynaklanmaktadır. Örneğin, Birleşik Krallık Hükümeti 4 karbon yakalama-depolama projesini desteklemek için 1 milyar sterlin kaynak ayırırken, Norveç hükümeti de 1,5 milyon ton CO2 yakalayabilen “Kuzey Işığı” projesine 1,63 milyar dolar ayırdı. Avrupa’daki bu çabalar umut verici olsa da temiz hidrojen konusundaki küresel çaba pek umut verici değildir.

 

  • REPowerEU planı 2030 yılına kadar 10 milyon ton yeşil hidrojen üretimini hedeflese de bu pek olası görünmüyor. 10 milyon ton yeşil hidrojen, ilave 500 TWh yenilenebilir elektrik üretimi gerektirir. 2021 yılında 26 GW yenilenebilir enerji kapasitesi eklenmişken REPowerEU hidrojen hedefine ulaşmak için her yıl 45 GW ek kapasiteye ihtiyaç duyulmaktadır.

 

  • Hidrojen ticaretinin nispeten kısa mesafelerde başlaması muhtemeldir, çünkü hidrojenin boru hattıyla taşınması, gemiyle taşınmasından çok daha uygundur.

Diğer İçerikler