<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Makale Özetleri &#8211; Dünya Enerji Konseyi | Türk Milli Komitesi</title>
	<atom:link href="https://dunyaenerji.org.tr/category/ozetler-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaenerji.org.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Aug 2023 18:42:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.3.8</generator>

<image>
	<url>https://dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/cropped-logo-renkli-32x32.png</url>
	<title>Makale Özetleri &#8211; Dünya Enerji Konseyi | Türk Milli Komitesi</title>
	<link>https://dunyaenerji.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>OPEC+‘İN KARARININ ANLAMI NE?</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/opecin-kararinin-anlami-ne/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 07:29:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23549</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın jeopolitik haritası radikal bir dönüşüm geçiriyor. Bu dönüşümün arkasında teknolojinin devrimci rolü, pandemi sonrası ticaret akışı ve yatırım mimarisindeki köklü değişiklikler olduğu gibi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Çin’in Tayvan’ı tacizi, İran’ın nükleer anlaşmadan uzaklaşması gibi jeopolitik sorunlar da var. Bütün bunlara bağlı olarak, enerji de yeniden satranç tahtasına oturtuluyor, siyasi ve ekonomik amaçlarla etkili bir]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/10/MO397Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" fetchpriority="high" class="alignleft size-medium wp-image-23550" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/10/MO397Foto-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Dünyanın jeopolitik haritası radikal bir dönüşüm geçiriyor. Bu dönüşümün arkasında teknolojinin devrimci rolü, pandemi sonrası ticaret akışı ve yatırım mimarisindeki köklü değişiklikler olduğu gibi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Çin’in Tayvan’ı tacizi, İran’ın nükleer anlaşmadan uzaklaşması gibi jeopolitik sorunlar da var. Bütün bunlara bağlı olarak, enerji de yeniden satranç tahtasına oturtuluyor, siyasi ve ekonomik amaçlarla etkili bir silah olarak kullanılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC ve Rusya’nın başını çektiği OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun Batı’nın üretimi arttırma, Moskova’yı cezalandırma yönündeki tüm baskılarına direnç gösterme yolunu seçtiler. Rusya’ya karşı (ciddi sonuç vermese de) enerji yaptırımları keskinleşmiş, Suudi Arabistan’a yönelik üretimi arttırma baskısı artmıştı. Fakat buna rağmen OPEC+ petrol kartelinin liderleri Riyad ve Moskova herkesi şaşırtan sürpriz bir hamle yaptılar ve günlük petrol üretimini 2 milyon varil kısma kararı aldılar. Zira, dünya ekonomisinin durgunluğa doğru gittiğini, üretimin daralacağını bunun da petrole olan ihtiyacı azaltacağını, talep azalınca da arzı fazla kalacak petrolün fiyatının da aşağı doğru seyredeceğini düşündüler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Petrol üretiminde kısıntıya gidilmesi sürpriz değil</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Geçen ay OPEC+, günlük 100 bin varil nominal kısıntı ile piyasalara ilişkin endişelerin sinyalini vermişti. Buna rağmen, ham petrol fiyatlaması için kullanılan iki ana uluslararası petrol ölçütünden biri olan Amerikan West Texas Intermediate için petrol fiyatları varil başına 90 dolar üstünden 80 doların altına düştü. Bunun üzerine Suudiler ve Ruslar çok daha cesur bir sinyalin gerekli olduğuna karar vermiş görünüyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında geçen hafta bana OPEC’in merkezi Viyana’dan gelen ilk istihbarat, Mayıs ayından bu yana ham petrol fiyatlarındaki 30 dolarlık düşüş yüzünden ekonomileri zarar görmekte olan OPEC+’in piyasaları kendi lehine dönüştürmek üzere tarihi bir üretim kesintisi planladığına işaret ediyordu. Söylentiler, son yılların en büyük kesintisinin 1 milyon varile kadar çıkabileceğini vurguluyordu. Viyana’da açıklanan rakam, abartılı bulduğum bu tahmini bile altüst etti. Tam iki katı kesinti ilan edildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Petrol üretiminde kesinti kararı yalnızca siyasi değil</strong></p>
<p style="text-align: justify;">OPEC+ tarafından yapılan günlük 2 milyon varil üretim kesintisi – ki dünya üretiminin yüzde 2’sine tekabül ediyor – 23 üyeli grup için radikal bir dönüm noktası sayılabilir. Hatırlarsanız, Covid salgınının ilk zamanlarında Mayıs 2020’de OPEC+ tarihinde görülmemiş bir cesaret ile günde 10 milyon varillik bir kesinti kararı almıştı. Sonra, izleyen iki yıl içinde üretim kademeli olarak eski düzeyine geri getirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Son iki yıldan bu yana gerçekleştirilen petrol üretimindeki en fazla kesinti, sadece siyasi değil, aynı zamanda OPEC+’in yaklaşmakta olduğunu düşündükleri piyasa çöküşünden duydukları korkuyu da yansıtıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Rus Başbakan Yardımcısı Alexandr Novak ile birlikte OPEC+’a ortak başkanlık yapmakta olan Suudi Petrol Bakanı Prens Abdülaziz bin Salman, fiyatlar baskı altına girince grubun yönünü değiştirmeyi tercih etti. Prens Salman, toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında, OPEC+’ın dünya ekonomisinde petrol talebinin zayıflaması ve fiyatların düşmesine neden olabilecek gerileme işaretleri ışığında hareket ettiğini söylüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">ABD yaptırımlarına tabi olan Novak’ın Avrupa’nın orta yerinde Viyana’daki toplantıya katılması ve kararın alınmasında etkin rol oynaması, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının yarattığı yüksek enerji fiyatları nedeniyle zorlu bir kış ile karşı karşıya olan Avrupalı liderler için bir utanç kaynağı olarak görüldü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karardan başkaları da memnun</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şunu da unutmayalım ki, petrol fiyatlarındaki artış sadece OPEC+’in işine gelmiyor. Çok bilinmez ama ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi ve (Beyaz Saray olmasa da) kaya petrol ve gaz üreticisi Amerikan şirketleri bu gelişmeden son derece memnun.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel arz daralmasını gidermek için önümüzdeki dönemde kaya petrol üretiminde büyük bir sıçrama için yeşil ışık yakılmasını bekleyebiliriz. Düşündüğümde bu boşluğu doldurmaya can atacak birkaç Amerikan şirketi geliyor aklıma hemen.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>OPEC’in yeri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">OPEC üyesi ülkeler, dünya ham petrolünün yaklaşık yüzde 40’ini üretiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel fiyatlar için eşit derecede önemli olan OPEC’in petrol ihracatı, uluslararası ticareti yapılan toplam petrolün de yaklaşık yüzde 60’ını temsil ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyanın en büyük beş petrol üreticisi: ABD (18.875.000 gün varil), Suudi Arabistan (10.835.000), Rusya (10.778.000), Kanada (5.558.000) ve Çin (4.993.000).</p>
<p style="text-align: justify;">Kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yüzde 80,4’u (yani 1.241,82 milyar varil) OPEC ülkelerinde. Sıkıntı, Rusya’nın OPEC ile sıkı işbirliği yaptığında Batı’nın piyasa kontrolünü kaybetmesi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Üretimi kısma kararı Batı’ya meydan okuma mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Washington’un son aylarda özellikle petrol piyasalarında itibarının sarsıldığı görüyorduk. Zira, OPEC+in bu kararı, ABD Başkanı Joe Biden ile Avrupalı liderlerin, petrol fiyatlarını düşürmek, böylece Ukrayna’daki saldırganlığından dolayı Moskova’yı cezalandırmak için ısrarla üretimi arttırma çağrısının ardından geldi. Yani, siyasi baskı etkili olmadı, kimse kulak asmadı çağrılara.</p>
<p style="text-align: justify;">Yakın ortakları Rusya’yı arkadan hançerlemediler. “Herkes kendi menfaatinin peşinde” mesajını verdiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Dahası, Biden, Riyad’a kadar gidip, Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tuttuğu Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın elini sıktığı için Kongre’nin her iki kanadında ve medyada ağır eleştiri oklarına hedef olmuştu. Buna rağmen Riyad’ın, Moskova ile beraber hareket etmesi, Suudi Arabistan’ı ABD ile ciddi bir diplomatik “çarpışma rotasına” soktu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>OPEC+ kararı neleri etkileyecek?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ekonomilerin toparlanmasının beklendiği bir zamanda günde 2 milyon varil petrolün piyasadan çekilmesinin küresel arzda ciddi bir sıkıntı yaratacağı muhakkak. Bu kesinti, yatırımların azalması, iklim değişikliğinin yeşil enerjiye geçiş sürecinin hızlandırması ve tüm bu gelişmelerin tetiklediği yeni dinamikler öyle bir zamanda geldi ki işler karıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Amerika Merkez Bankası, düzenli oran artışlarıyla enflasyon ejderhasını kovalıyordu. Putin, zemin kaybettiği Ukrayna’da nükleer bir doruğa doğru tehlikeli bir şekilde savruluyordu. Dünya ekonomisinin önemli bir lokomotifi olan Çin ise Covid kısıtlamaları yüzünden hâlâ kısmen kilit altında idi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>OPEC+’ın kararına Batı’nın yanıtı ne olacak?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Elbette ki Batılı ülkeler bu ortak OPEC ve Rusya hamlesine karşılık vermekte gecikmeyecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">OPEC+’in kararı, muhtemelen, her zaman olduğu gibi Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyelerinin stratejik rezervlerini piyasaya sürerek beklenen arz daralmasının, dolayısıyla da fiyat artışlarının, önüne geçmeleri sonucunu doğuracaktır. Nitekim, Biden yönetimi kendi inisiyatifi ile Kasım ayında Stratejik Petrol Rezervi’nden, daha önceki taahhüdüne ilaveten, piyasaya 10 milyon varil ilave petrol salınması talimatını verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer büyük petrol üreticisi ülkelerle işbirliğini geliştirmede kilit rol oynayan Rusya’nın başbakan yardımcısı Alexander Novak’ın da katıldığı Viyana’daki toplantıdan saatler önce, Avrupa Birliği de, G-7 ile eşgüdüm içinde, Rus petrolünün tavan fiyatını sınırlandırma planını açıkladı. 5 Aralık’tan itibaren Rus ham petrolüne ambargo ve tavan fiyatı uygulanması planlanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Diğer ülkeler ne yapacak?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Lakin, dünya ABD ve AB’den oluşmuyor. Çin ve Hindistan’ın başını çektiği dinamik Asya ekonomileri yaptırımlara katılmıyor, OPEC+ ile yakın işbirliği içinde çalışıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Rusya, Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal ettikten sonra birçok Batılı ülke daha az Rus petrolü aldı. Bir noktada Rus ham petrolü, uluslararası petrol ölçütü olan Brent ham petrolünden varil başına 30 dolardan daha ucuzdu. Eylül ayının sonunda, varil başına yaklaşık 20 dolar daha ucuzdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Rusya’ya karşı Batı yaptırımlarına katılmayan Hindistan ve Çin, şu anda ülkenin deniz yoluyla yapılan petrol ihracatının yarısından fazlasını oluşturuyor. Rusya şu anda Çin’in en büyük petrol tedarikçisi konumunda. Suudi Arabistan’ı ikinci sıraya itekledi. 2022’nin Mart ayında Çin ve Hindistan, Rusya’dan 27 AB üye ülkesinden daha fazla petrol ithal etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Kim ne derse dersin, dünya enerji piyasaları son üç yıl içinde tanınmaz ölçüde değişti, dönüştü. Geleneksel arz talep dengesine bağlı piyasaya denklemi sık sık jeopolitik gerilimler, müdahale ve yaptırımlar ile sarsılıyor. Günümüzde piyasalar, eskiye kıyasla, daha esnek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>OPEC komplosu tutar mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Amerikan kaya petrol ve gazı, üretim patlaması sayesinde arz taleple birlikte aniden artırılabilir veya azaltılabilir. OPEC üyeleri de aralarında istedikleri kadar komplo kurabilirler. Kursunlar, ama bu seçenek ABD’li üreticilerin de yüksek fiyat dönemlerinde petrolden daha fazla kazanç elde etmelerini engellemiyor. OPEC+ fiyatları yükselttiğinde, kaya petrol ve gaz üreticileri daha fazla kazanıyor, fiyatlar düştüğünde de kuyular hemen kepenklerini indiriyor, daha kolay ve ucuz petrolün peşine düşüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Son OPEC+ kararı da gösterdi ki yaşanılan gelgitler, herhangi bir kartel faaliyetinin etkisini köreltip, genel küresel fiyatı dengelemeyi, OPEC+’ın toplam dünya hakimiyetini engellemeye de hizmet ediyor. Dahası, arz tarafındaki hilelerin çoğunun önlenmesine de yardımcı oluyor. Bana sorarsanız, OPEC+ üreticileri Batılı tüketicilerden daha güçlü kozlara sahip ve piyasalar hâlâ gezegenimizin enerji talebinin vahşi kaprislerine tabi.</p>
<p style="text-align: justify;">“Bu gelişmelerden kim kazanıyor, kim kaybediyor?” sorusu ışığında bakarsak Türkiye gibi ihtiyacının yüzde 93’unu ithal eden, enerji ithalat faturası yıl sonunda 100 milyar dolara tırmanacak gibi gözüken petrol tüketicileri kaybederken sosyal huzursuzlukların artması riski ile iç içe yaşayan üreticiler döviz rezervlerini, gelirlerini arttırmayı başaracaklar.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://fikirturu.com/jeo-strateji/opecin-kararinin-anlami-ne/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><em>FİKİRTURU</em></a></p>
<p>İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/10/MOTR-397.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL ENERJİ KRİZİYLE İLGİLİ ÜÇ EFSANE</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/kuresel-enerji-kriziyle-ilgili-uc-efsane/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 09:41:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23431</guid>

					<description><![CDATA[Küresel enerji krizi dünya çapında hanelere, işletmelere ve tüm ekonomilere zarar vermeye devam ederken, gerçeği kurgudan ayırmak önemlidir. Özellikle yanlış olduğunu düşündüğüm mevcut durum hakkında duyduğum üç söylem var, bunların bazıları son derece tehlikeli. Birincisi, Moskova&#8217;nın enerji savaşını kazandığı yönündeki söylemler. Rusya şüphesiz büyük bir enerji tedarikçisidir ve Ukrayna&#8217;yı işgal etmesinin tetiklediği petrol ve gaz]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/09/MO396Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-23432" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/09/MO396Foto-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Küresel enerji krizi dünya çapında hanelere, işletmelere ve tüm ekonomilere zarar vermeye devam ederken, gerçeği kurgudan ayırmak önemlidir. Özellikle yanlış olduğunu düşündüğüm mevcut durum hakkında duyduğum üç söylem var, bunların bazıları son derece tehlikeli.</p>
<p style="text-align: justify;">Birincisi, Moskova&#8217;nın enerji savaşını kazandığı yönündeki söylemler. Rusya şüphesiz büyük bir enerji tedarikçisidir ve Ukrayna&#8217;yı işgal etmesinin tetiklediği petrol ve gaz fiyatlarındaki artışlar, şimdilik enerji gelirinde artışa neden olmuştur. Ancak kısa vadeli gelir kazancı, uzun yıllar boyunca karşı karşıya kaldığı hem güven hem de piyasaların kaybıyla dengelenmekten daha fazladır. Moskova, bugüne kadarki en büyük müşterisi ve stratejik ortağı olan AB&#8217;yi yabancılaştırarak uzun vadede kendisine zarar veriyor. Rusya&#8217;nın uluslararası enerji sistemindeki yeri kendi lehine olmayan bir şekilde temelden değişiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu söylem, daha sert uluslararası yaptırımların Rusya&#8217;nın petrol ve gaz sektörü üzerindeki orta vadede önemli etkilerini de görmezden geliyor. Özellikle ülkenin petrol üretme ve gaz taşıma kabiliyeti açısından…</p>
<p style="text-align: justify;">Rus petrol üretiminin artan payı, açık deniz, Kuzey Kutbu veya geri kazanılması zor kaynaklar da dahil olmak üzere daha karmaşık petrol sahalarından gelecek şekilde kurgulanmıştı. Yaptırımlar sonucunda batılı şirketlerin, teknolojilerin ve hizmet sağlayıcıların artık bu alandan çekilmesi, ülkenin bu kaynakları kullanma kapasitesi açısından önemli riskler oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Rusya, ihracatını Avrupa&#8217;ya olan yoğun bağımlılığından uzaklaştırmanın ana yolu olarak sıvılaştırılmış doğalgaza güveniyordu. Ukrayna&#8217;yı işgalinden önce Rusya&#8217;nın amacı, 2035 yılına kadar yılda 120 milyon ila 140 milyon ton LNG ihraç etmek ve mevcut rakamların en az dört katına çıkarmaktı. Bu, uluslararası ortaklar ve teknolojiler olmadan uzak bir ihtimal gibi görünüyor. Kendi imkanlarıyla geliştirdiği sıvılaştırma teknolojisi zorluklar ve gecikmelerle gölgelendi. Rusya&#8217;nın LNG genişleme planları şimdi çizim tahtasına geri döndü.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci yanlış söylem ise, bugünkü küresel enerji krizinin bir temiz enerji krizi olduğudur. Bu saçma bir iddia. Enerji politikalarını inşa eden isimlerle sürekli konuşuyorum ve hiçbiri temiz enerjiye güvenmekten şikayet etmiyor. Aksine, daha fazlasına sahip olmayı diliyorlar. Güneş ve rüzgar santralleri inşa etmek, binaların ve araçların enerji verimliliğini artırmak veya nükleer santrallerin ömrünü uzatmak için daha hızlı hareket etmedikleri için pişmanlık duyuyorlar. Daha fazla düşük karbonlu enerji krizin hafifletilmesine yardımcı olabilirdi ve fosil yakıtlardan temiz enerjiye daha hızlı bir geçiş krizden çıkışın en iyi yolu olarak görünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlar bugünün enerji krizi için temiz enerji ve iklim politikalarını yanıltıcı bir şekilde suçladıklarında, kasıtlı olarak ya da değil, spot ışığını gerçek suçlulardan — gaz arzı krizi ve Rusya&#8217;dan &#8211; uzaklaştırıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü yanlış fikir, bugünkü enerji krizinin iklim değişikliğiyle mücadele etmemizi engelleyecek büyük bir gerileme olduğudur. Ben öyle görmüyorum. Bu kriz, fosil yakıtların hakim olduğu mevcut enerji sisteminin sürdürülebilir olmadığının çarpıcı bir hatırlatıcısıdır. Bunu daha temiz, daha uygun fiyatlı ve daha güvenli bir enerji sistemine doğru tarihi bir dönüm noktası haline getirme şansımız var. Ve bu zaten oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">AB, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği hedeflerini artırıyor ve REPowerEU planıyla bu hedeflere ulaşmanın arkasına önemli kaynaklar koyuyor. ABD hükümeti Enflasyon Azaltma Yasasını yürürlüğe koydu ve güneş, rüzgar ve elektrikli araçlardan karbon yakalama ve hidrojene kadar çok çeşitli temiz enerji teknolojilerine destek verdi. Yasa, enerji güvenliği ve iklim değişikliği konusunda yapılacak yatırımlara sağlanan 370 milyar dolar kaynakla, özel sektörün büyük meblağlarla yatırım potansiyelini beraberinde getiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Japon hükümeti, GX yeşil dönüşüm planı ile daha fazla nükleer santrali yeniden hayata geçirmeyi ve yenilerini inşa etmeyi ve düşük emisyon teknolojilerini genişletmeyi hedefliyor. Çin, her yıl sisteme eklediği yenilenebilir enerji ve elektrikli araç miktarlarında rekorlar kırmaya devam ediyor. Ve Hindistan, bir karbon piyasası kurma ve binaların ve cihazların enerji verimliliğini artırma yolunda önemli bir adım attı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyanın en büyük ekonomileri temiz enerji konusunda çok önemli adımlar atıyor. Ve yürürlükte olan rekabetçi temiz enerji teknolojilerini yenilerinin de izleyeceği konusunda iyimser olmak için iyi nedenler var.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzden enerji kriziyle ilgili tüm olumsuz söylemlere inanmayın. Evet, önümüzde bazı zorlu zorluklar var, özellikle de bu kış. Ancak bu, Rusya&#8217;nın kazandığı veya iklim değişikliğiyle mücadele çabalarının sonunun geldiği anlamına gelmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve kıştan sonra bahar geliyor. 1970&#8217;lerin petrol şokları enerji verimliliği, nükleer enerji, güneş ve rüzgarda büyük ilerlemelere yol açtı. Bugünkü krizin de benzer bir etkisi olabilir ve daha temiz ve daha güvenli bir enerji geleceğine geçişi hızlandırmaya yardımcı olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “Three myths about the global energy crisis”, <em><a href="https://www.linkedin.com/pulse/three-myths-global-energy-crisis-fatih-birol?trk=public_profile_article_view" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Linkedin</a></em></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/09/MOTR-396.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Hidrojen Dünya Çapında İlgi Kazanıyor</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/yesil-hidrojen-dunya-capinda-ilgi-kazaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2022 08:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23333</guid>

					<description><![CDATA[Yeşil hidrojen operasyonları daha da genişliyor. Avrupa genelinde yeşil hidrojen üretiminin yükselişi kanıtlanmış olsa da, Latin Amerika ve Afrika gibi daha beklenmedik bölgelerde başka projeler ortaya çıktığından, bazı Avrupa ülkeleri sektöre daha da fazla yatırım yapıyor. Yeşil hidrojen gelişimini destekleyen birkaç hükümet ve büyük enerji şirketi ile, dünya çapında büyük bir yenilenebilir enerji kaynağı haline]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO395Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-23334" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO395Foto-300x125.jpg" alt="" width="300" height="125" /></a>Yeşil hidrojen operasyonları daha da genişliyor. Avrupa genelinde yeşil hidrojen üretiminin yükselişi kanıtlanmış olsa da, Latin Amerika ve Afrika gibi daha beklenmedik bölgelerde başka projeler ortaya çıktığından, bazı Avrupa ülkeleri sektöre daha da fazla yatırım yapıyor. Yeşil hidrojen gelişimini destekleyen birkaç hükümet ve büyük enerji şirketi ile, dünya çapında büyük bir yenilenebilir enerji kaynağı haline gelmesi muhtemeldir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeşil hidrojen, doğal gazın yerini alma potansiyeline sahip yeni ve büyük bir temiz enerji kaynağı olarak karşılandı. Yeşil hidrojen üretiminin maliyeti, alternatif yenilenebilir enerjilerden çok daha yüksek olmasına rağmen, uzmanlar, araştırma ve geliştirmeye daha fazla yatırımın yanı sıra hidrojen santrallerinin genişletilmesini, güneş ve rüzgar enerjisi sektörlerinde görüldüğü gibi, teknolojiyi zaman içinde çok daha ucuz ve verimli hale getireceklerini bekliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa ve Orta Doğu, sektöre yapılan büyük yatırımların ardından yeşil hidrojen pazarındaki konumlarını önemli ölçüde genişletti. İki bölge, yenilenebilir enerji kaynağına yönelik küresel talep arttıkça en üst sıralarda yer almak için mücadele ediyor. Avrupa&#8217;da, İspanya&#8217;nın Puertollano&#8217;da 50 milyon €&#8217;luk bir yeşil hidrojen tesisini duyurması ve Birleşik Krallık&#8217;ın Felixstowe limanında 150 milyon £&#8217;luk bir tesisi teşvik etmesiyle birlikte, sektörde başlangıçta beklenenden daha fazla yatırım görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ay, ScottishPower, İngiltere&#8217;nin güneyindeki Felixstowe&#8217;da trenlere, kamyonlara ve gemilere güç sağlamak için büyük bir yeşil hidrojen tesisi kurma planlarını duyurdu. Santralin 2026&#8217;dan itibaren yaklaşık 1.300 hidrojen kamyonuna güç sağlamak için 100 MW enerji üretmesi bekleniyor. Proje, İngiltere&#8217;de benzin ve motorin fiyatlarının artmasıyla birlikte alternatiflere olan talebin artmasına neden oluyor. Şirket, 122 milyon ila 183 milyon dolar arasında herhangi bir yere mal olabilecek proje için İngiltere&#8217;nin Net Sıfır Hidrojen Fonu&#8217;ndan finansal destek almayı bekliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak şimdi projeler daha beklenmedik yerlerde ortaya çıkıyor. Hem Afrika hem de Latin Amerika&#8217;daki ülkeler, yükselen güçler küresel hidrojen pazarındaki konumlarını elde etmek için çalışırken, bu yıl yeşil hidrojen yatırımlarını duyurdular. Küresel hidrojen pazarının 2050 yılına kadar yılda 1 trilyon dolara ulaşması beklenirken, herkes harekete geçmek istiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “Green Hydrogen Is Gaining Traction Across The Globe”, <em><a href="https://oilprice.com/Energy/Energy-General/Green-Hydrogen-Is-Gaining-Traction-Across-The-Globe.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Oil Price</a></em></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MOTR-395.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid-19&#8217;dan Bu Yana ABD&#8217;nin En Hızlı Büyüyen İhracatı LNG, Avrupa&#8217;ya Açılıyor</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/covid-19dan-bu-yana-abdnin-en-hizli-buyuyen-ihracati-lng-avrupaya-aciliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 09:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23294</guid>

					<description><![CDATA[Pandemi öncesi en hızlı büyüyen ilk 100 ABD ihracatı LNG ve diğer doğal gazlardır. Bu yıl, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin 3. sıradaki ihracatı için en hızlı büyüyen pazarlar Batı Avrupa&#8217;da. Bunun nedeni, bu ulusların petrol ürünlerinin büyük bir kısmı için Rusya&#8217;ya borçlu olmalarıdır. Altı ay önce Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgalinden bu yana, Batı yaptırımları ve Rus misillemesi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO394Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23295" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO394Foto-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" /></a>Pandemi öncesi en hızlı büyüyen ilk 100 ABD ihracatı LNG ve diğer doğal gazlardır. Bu yıl, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin 3. sıradaki ihracatı için en hızlı büyüyen pazarlar Batı Avrupa&#8217;da. Bunun nedeni, bu ulusların petrol ürünlerinin büyük bir kısmı için Rusya&#8217;ya borçlu olmalarıdır. Altı ay önce Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgalinden bu yana, Batı yaptırımları ve Rus misillemesi oldu. En son ABD Sayım Bürosu verilerine göre, genel ABD ihracatı ilk kez Haziran ayına kadar 1 milyar doları aştı. Bu, yalnızca doğal gazdaki güçlü büyüme sayesinde değil, aynı zamanda ABD ihracatında birinci ve ikinci sırada yer alan rafine petrol (benzin dahil) ve petrol sayesinde meydana geldi. Genel olarak, ABD ithalatı önceki altı aya kıyasla Haziran ayına kadar %20,38 artarak 1,01 milyar $&#8217;a yükseldi.</p>
<p style="text-align: justify;">En son ABD Nüfus Sayım Bürosu verilerine göre yapılan analize göre, şu anda Meksika ve Japonya&#8217;dan sonra üçüncü lider pazar olan Fransa&#8217;ya LNG ihracatı bu yıl %334,19 arttı. Geçen yıl bu zamanlar Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgalinden önce sekizinci sıradaydı. İspanya&#8217;ya yapılan ihracat 14 numaradan 5 numaraya yükselerek %390.01 arttı. 6 numaradan 4 numaraya yükselen Hollanda&#8217;ya yapılan ihracat %197,91, 11 numaradan 8 numaraya yükselen İngiltere&#8217;ye yapılan ihracat ise %149,67 arttı.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk 10&#8217;un hemen dışında, daha önce 24. ve 11. sırada yer alan Belçika&#8217;ya ihracat %607,86 arttı ve Ukrayna&#8217;dan kaçanların çoğuna güvenli sığınak sağlayan Polonya&#8217;ya ihracat %375,72 arttı. Doğu Avrupa&#8217;da ve daha önce Sovyet alanında en büyük pazar olan Polonya, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin 22. en önemli pazarı iken 13. sıraya yükseldi. İtalya&#8217;ya ihracat %362,88 artarak 23. sıradan 15. sıraya yükseldi. Meksika, toplamın %16&#8217;sı ile hala ABD&#8217;nin doğal gaz ihracatında en büyük pazarı olmasına rağmen, 2021&#8217;in tamamı için bu oran %20&#8217;den düştü. Ayrıca, büyük ölçüde doğal gaz olarak boru hattı yoluyla gönderilen Meksika&#8217;ya teslim edilen doğal gaz ile Avrupa, Asya ve başka yerlere sevk edilen doğal gaz arasında da önemli bir fark vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun nedeni, doğal gazın bir gemide değil, boru hattıyla verimli bir şekilde nakledilebilmesidir. Avrupa ve Asya&#8217;ya giden gaz, sıvılaştırılmış doğal gaz veya LNG olacaktır. LNG’yi sevk etmek için -260 Fahrenheit&#8217;e kadar soğutulur, bu da gereken alanı doğal gazınkinin altı yüzde birine indirir. Batı Avrupa için zorluk ise ısıtılması ve doğal haline döndürülmesi gereken LNG yerine Rusya&#8217;dan boru hattı yoluyla doğalgaz almaya alışmış olmasıydı. Yine de, Rus işgali ve Batı yaptırımlarından bu yana talep ve fiyat artmaya devam ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “LNG, Fastest-Growing U.S. Export Since Covid-19, Heading To Europe”,<a href="https://www.forbes.com/sites/kenroberts/2022/08/13/lng-fastest-growing-us-export-since-covid-19-heading-to-europe/?sh=1105b92867c5" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"> <em>Forbes</em></a></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MOTR-394.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Analiz: Küresel Enerji Krizi, Nükleer Enerji Projelerini Yeniden Düşünmeye Sevk Ediyor</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/analiz-kuresel-enerji-krizi-nukleer-enerji-projelerini-yeniden-dusunmeye-sevk-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2022 11:02:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23262</guid>

					<description><![CDATA[Nükleer enerji, 1970&#8217;lerdeki petrol krizinden sonra görülen ve bir dizi projeye yol açan altın çağın yeniden canlanmasının eşiğinde olabilir. Ancak politikacıların ve sivil toplum kuruluşlarının muhalefetinin, finansman sorunlarının ve güvenlik endişelerinin üstesinden gelinmesi gerekecek. Filipinler, Japonya ve Güney Kore&#8217;nin yeni seçilen liderleri, yüksek enerji fiyatları ve emisyonları azaltma ihtiyacı nedeniyle kamuoyunu değiştirerek enerji krizini hafifletmek]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO393Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23263" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO393Foto-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Nükleer enerji, 1970&#8217;lerdeki petrol krizinden sonra görülen ve bir dizi projeye yol açan altın çağın yeniden canlanmasının eşiğinde olabilir. Ancak politikacıların ve sivil toplum kuruluşlarının muhalefetinin, finansman sorunlarının ve güvenlik endişelerinin üstesinden gelinmesi gerekecek. Filipinler, Japonya ve Güney Kore&#8217;nin yeni seçilen liderleri, yüksek enerji fiyatları ve emisyonları azaltma ihtiyacı nedeniyle kamuoyunu değiştirerek enerji krizini hafifletmek için reaktörleri yeniden başlatma ve yeni tesisler inşa etme planlarını ileriye taşıyor. Vietnam, güvenlik endişeleri ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle 2016&#8217;da rafa kaldırılan iki projeyi de tekrar değerlendirebilir. Avrupa&#8217;da İngiltere, yirmi yıl içinde ikinci yeni nükleer projesi için Temmuz ayında onay verdi. Sizewell C projesi için finansman görüşmeleri devam ediyor ve 2023&#8217;te nihai bir yatırım kararı bekleniyor. IEA geçen ay yaptığı açıklamada, net sıfır hedeflerine ulaşmak için küresel nükleer kapasitenin 2050 yılına kadar ikiye katlanması gerektiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük modüler reaktörler (SMR) gibi, yapımı daha hızlı ve geleneksel ünitelerden daha az maliyetli olan yeni teknolojiler Singapur, Filipinler ve Japonya&#8217;da tartışılıyor. Rolls-Royce SMR&#8217;nin Başkanı Paul Stein, Bir röportajda, “Uzak Doğu&#8217;nun ağır sanayileşmiş ekonomileri, nükleer enerjide hızlı bir artışa ihtiyaç duyuyor” dedi. Woodmac&#8217;tan Whitworth, bir konvansiyonel nükleer santralin ömrü boyunca ürettiği ortalama elektriğin maliyetinin, mevcut fiyatlarla gazla çalışan bir santralin yarısından daha az olduğunu ve kömürle aynı aralıkta olduğunu belirterek, hükümetleri projeleri canlandırmaya teşvik etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Asya Pasifik&#8217;in enerji kaynaklarının yaklaşık %5&#8217;ini nükleer sağlıyor ve açıklanan projelere göre bu oranın 2030&#8217;da %8&#8217;e çıkması bekleniyor. Çin ve Rus reaktör tasarımları, 2017&#8217;den beri yapım aşamasında olan projelere hakim durumda ancak Ukrayna savaşının ardından Moskova&#8217;ya uygulanan yaptırımlar, Rus tasarımı santrallerin geleceği hakkında soru işaretlerine yol açtı. Finlandiya, Rus devlet nükleer tedarikçisi Rosatom&#8217;un bir projesinin planlarını rafa kaldırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">ABD&#8217;de, Georgia&#8217;daki Vogtle Fabrikasındaki iki reaktörün altı yıllık bir gecikmenin ardından 2023&#8217;te açılması planlanıyor ve maliyetler iki kattan fazla artarak 30 milyar dolara ulaştı. Yine de, mevcut ABD reaktörleri mücadele ederken, Biden yönetimi, onlara yardımcı olmak için geçen yıl geçen 6 milyar dolarlık bir programı uyguladı ve sektör için ek politikaları destekledi. 27 Temmuz&#8217;da açıklanan bir Senato tasarısı, Kongre&#8217;den geçerse gelişmiş reaktörler inşa etmeye ve eski tesislerin kapanmasını önlemeye yardımcı olabilir. Tasarı, &#8220;sıfır emisyonlu&#8221; elektrik üretmek için mevcut nükleer santraller için bir üretim vergisi kredisi içeriyor. Avrupa&#8217;da yapım aşamasında olan sadece birkaç nükleer santral var, ancak Fransa&#8217;nın 2050 yılına kadar 14&#8217;e kadar yeni reaktör planı var. Avrupa Birliği&#8217;nin bu ayın başlarında nükleer enerji yatırımlarını iklim dostu olarak nitelendirmesinin de yeni projeler için kamu ve özel fonları onaylaması bekleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “Analysis: Global energy crisis drives rethink of nuclear power projects”,<strong><a href="https://www.reuters.com/business/energy/global-energy-crisis-drives-rethink-nuclear-power-projects-2022-08-04/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"> <em>Reuters</em></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MOTR-393.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pil Geri Dönüşümü: Elektrikli Araç Pazarındaki Hızlı Büyüme İçin Bir Sonraki Büyük Zorluk</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/pil-geri-donusumu-elektrikli-arac-pazarindaki-hizli-buyume-icin-bir-sonraki-buyuk-zorluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 07:56:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23225</guid>

					<description><![CDATA[Elektrikli araç talebindeki artış, pil metalleri endüstrisinde bir patlamaya yol açtı. Pil metalleri, uygun şekilde kullanılmadığı takdirde ciddi bir çevre ve sağlık tehlikesi oluşturur. Eski pillerin geri dönüştürülmesi, endüstrinin karşı karşıya olduğu büyüyen bir zorluktur. Çoğu elektrikli araçta lityum iyon piller kullanılmaktadır. Adından da anlaşılacağı gibi, bunlar lityum ve kobalt gibi metallerden elde edilir. EPA&#8217;ya]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO392Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23226" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MO392Foto-300x125.jpg" alt="" width="300" height="125" /></a>Elektrikli araç talebindeki artış, pil metalleri endüstrisinde bir patlamaya yol açtı. Pil metalleri, uygun şekilde kullanılmadığı takdirde ciddi bir çevre ve sağlık tehlikesi oluşturur. Eski pillerin geri dönüştürülmesi, endüstrinin karşı karşıya olduğu büyüyen bir zorluktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Çoğu elektrikli araçta lityum iyon piller kullanılmaktadır. Adından da anlaşılacağı gibi, bunlar lityum ve kobalt gibi metallerden elde edilir. EPA&#8217;ya göre, lityum iyon piller uygun şekilde geri dönüştürülmezse ciddi bir yangın tehlikesi oluşturur. Öte yandan kobalt gibi metallere uzun süre maruz kalmak da zamanla insan vücuduna zarar verebilir. Lityum iyon piller uygun şekilde geri dönüştürülmediğinde, çöplük gibi yerlere düşerler. Burada ezilme veya hasar görme şansları artar. Buna karşılık, bu, pillerin toprağa sızma veya bir bölgenin su kaynağına girme olasılığını giderek artırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu, çok gerçek sonuçları olan bir risk oluşturur. Elektrikli araçlara ve onlara güç sağlayan pillere olan talep arttıkça, uygun pil geri dönüşüm standartlarını gözden kaçırmamamız çok önemli. Ne yazık ki, yakın tarihli bir makaleye göre, ABD geri dönüşüm çabalarının yaklaşan EV pillerinin atılmasıyla başa çıkması pek mümkün değil. Şu anda, ABD&#8217;de lityum iyon piller için federal geri dönüşüm zorunluluğu yoktur. Bu durum, çeşitli şirketleri, artan ihtiyaçları karşılamak için güvenli olmayan bertaraf yöntemlerini benimsemeye başlamasına itiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">AB&#8217;de yasa koyucular, elektrikli araç pillerinin atılmasıyla ilgili bir dizi düzenlemeyi uygulamayı düşünüyor. Bu kurallar, her bir EV pilinin %70&#8217;inin geri dönüştürülmesini gerektirecektir. Ayrıca, pilin içindeki tüm metallerin atıldıktan sonra geri kazanılmasını da zorunlu kılacaktır. ABD ile birlikte Avrupa, son zamanlarda elektrikli araçlar için önemli bir baskı yaşadı. Bu, tüm AB&#8217;de kobalt ve lityum için talebin artmasına neden oldu. Aslında uzmanlar, lityum talebinin 2030 yılına kadar şaşırtıcı bir şekilde üç ila dört milyon mt&#8217;a ulaşacağını tahmin ediyor. Diğer ülkeler daha yavaş olsa da, pil metal talebinde benzer sıçramalar bekleyebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">2040 yılına kadar EV araçlarının Avrupa&#8217;daki tüm araçların %70&#8217;ini oluşturması bekleniyor. Ancak, EV pillerini geri dönüştürmek için standart bir yöntem bulunmamakta. Bunun da ötesinde, EV pillerinin geri dönüştürülmesinin zor bir süreç olduğu kanıtlandı. Örneğin önerilen bir yöntem, lityum iyon pilleri yüksek sıcaklıklarda fırınlarda eritebilir. Ne yazık ki, bu süreç zararlı gazların oluşmasına neden olabilir. Başka bir teknik, pillerin her bir bileşenini çıkarmak ve bunları uygun şekilde ayırmaktır. Ancak, bu yöntem henüz bulunamadı. Neyse ki, daha olası çözümler gün ışığına çıkıyor. Örneğin, geri dönüştürülmüş lityum iyon pil malzemeleri, enerji depolamaya yardımcı olmak için yeniden kullanılabilir. Başarılı olduğu kanıtlanırsa, eski piller kendi kendine yeten evlere doğru daha büyük bir küresel geçişin parçası olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “Battery Recycling: The Next Big Challenge For The EV Boom”, <a href="https://oilprice.com/Energy/Energy-General/Battery-Recycling-The-Next-Big-Challenge-For-The-EV-Boom.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><em>Oil Price</em></a></p>
<p>İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/08/MOTR-392.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Büyük Ekonomileri Kömür Tüketimini Artırıyor</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/dunyanin-en-buyuk-ekonomileri-komur-tuketimini-artiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 10:39:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23175</guid>

					<description><![CDATA[Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgali, enerji kaynaklarında eşi görülmemiş bir sıkışıklığa yol açtı. Birçok ülke, artan enerji taleplerine ayak uydurabilmek için kömür tüketimini artırıyor. Aksi takdirde kömür kullanımından çıkmayı planlayan bazı AB ülkeleri bile şimdi üretimde ve fosil kaynaklı enerji üretiminde bir artış görüyor. ABD&#8217;de kömür üretimi geçen yıla göre önemli ölçüde arttı. Daha yüksek fiyatlar arz]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MO391Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23176" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MO391Foto-300x125.jpg" alt="" width="300" height="125" /></a>Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;yı işgali, enerji kaynaklarında eşi görülmemiş bir sıkışıklığa yol açtı. Birçok ülke, artan enerji taleplerine ayak uydurabilmek için kömür tüketimini artırıyor. Aksi takdirde kömür kullanımından çıkmayı planlayan bazı AB ülkeleri bile şimdi üretimde ve fosil kaynaklı enerji üretiminde bir artış görüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">ABD&#8217;de kömür üretimi geçen yıla göre önemli ölçüde arttı. Daha yüksek fiyatlar arz artışına dönüşmese de, Enerji Bilgi İdaresi, üretimin 2021&#8217;in ilk çeyreğine göre %6 arttığını belirtti. Ancak, rakamın yıl için %3&#8217;lük bir artışla eşitlenmesi gerektiğini de eklediler. Bunun temel nedeni, hem ABD&#8217;nin yerel kömür tüketiminin hem de ihracatının 2022&#8217;nin ilk çeyreğinde %4 oranında düşmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aksine, Avrupa&#8217;daki enerji krizi nedeniyle küresel kömür kullanımı artıyor. Çin de, zor durumdaki ekonomisini yönlendirmeye yardımcı olmak için kömür üretimini ve tüketimini artırdı. Ayrıca, Rusya&#8217;dan gelen gaz arzında olası bir kısıtlamayla karşı karşıya olan Avrupa Birliği (AB), geçtiğimiz on yıl içinde kömür kullanımını artırmak için Brüksel&#8217;den yeşil ışık aldı. Avrupa Komisyonu, %5 daha fazla kömür kullanılacağını tahmin ediyor. Ancak bu rakam kısa vadede daha da yükselebilir. Reuters&#8217;in raporuna göre, kömür kullanımından çıkmayı planlayan bazı AB ülkeleri, şimdi üretimde ve fosil kaynaklı enerji üretiminde bir artış görüyor. Aslında, mevcut kömür talebi o kadar güçlü ki, Afganistan&#8217;daki Taliban Hükümeti bile fiyatı ton başına 90 ABD Dolarından 200 ABD Dolarına yükseltti. Hareket, Pakistan&#8217;ın Afgan kömürü ithal etmekle ilgilendiğini göstermesinin ardından geldi. Haber, bazı enerji firmalarının Afgan kömür ithalat ve ihracatını bloke etmekle tehdit ettiği Çin&#8217;i çok rahatsız etti. Kömüre yönelik bu kısa vadeli talep, çeşitli ulusların “yeşil” enerji kaynakları lehine üretimi kısmaya yönelik daha önceki taahhütleri hakkında da soru işaretleri yarattı. Bu rapora göre, AB daha önce 2050 için net sıfır emisyon hedeflerine bağlıydı. 27 üyeli grup, nükleer enerjiye ve yenilenebilir kaynaklara olan bağımlılığını artırmayı planlamıştı. Ancak, Avrupa enerji şebekeleri hâlâ büyük ölçüde Rus doğalgazına ve kömürüne bağımlı. O nedenle, birçok AB ülkesi yeni kömür kaynakları için çabalıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu senenin başlarında, Pekin kömür fiyatlarını sınırladı ve daha fazla kömür üretimi için baskı yaptı. Zaten ülkenin %60 elektrik ihtiyacı kömürden geliyor. Tabii ki, kömür madencilerinin üretimi artırmak için fiyat sınırından yararlanmakta hızlı oldukları bildirildi. Şimdi Çin, ekonomisini canlandırmaya ve geçici elektrik kesintilerini aşmaya yardımcı olmak için düşük maliyetli kömüre olan bağımlılığını artırmaya karar verdi. Bu arada, dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan, bu Haziran ayında rekor termal kömür teslimatları gördü. Aslında, ülkenin termal kömür ithalatı bu yıl Haziran ayında %35 artarak 19,22 milyon tona ulaştı. Bu, Haziran 2021&#8217;de görülen seviyelerin %56 üzerinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “The World’s Largest Economies Are Ramping Up Coal Consumption”, <a href="https://oilprice.com/Energy/Coal/The-Worlds-Largest-Economies-Are-Ramping-Up-Coal-Consumption.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><em>Oil Price</em></a></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MOTR-391.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomobil Devleri, EV Pazarına Hâkim Olmak İçin Yarışıyor</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/otomobil-devleri-ev-pazarina-hakim-olmak-icin-yarisiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 07:52:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23123</guid>

					<description><![CDATA[Amerika&#8217;dan Avrupa ve Asya&#8217;ya, geleneksel otomobil üreticileri artık hızla büyüyen elektrikli araç alanına hâkim olmak için yarışıyor. Son on yılda elektrikli araçlar, otomobil üreticileri için hızla spekülatif bir yatırımdan kaçınılmaz bir gerçekliğe geçti. Artan maliyetler, tedarik zinciri sorunları ve kaynak kıtlığı sektördeki başlıca sorunlar olsa da şirketler ve tüketiciler elektrikli araç geleceğine tamamen bağlılar. Dünya]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MO390Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23125" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MO390Foto-300x125.jpg" alt="" width="300" height="125" /></a>Amerika&#8217;dan Avrupa ve Asya&#8217;ya, geleneksel otomobil üreticileri artık hızla büyüyen elektrikli araç alanına hâkim olmak için yarışıyor. Son on yılda elektrikli araçlar, otomobil üreticileri için hızla spekülatif bir yatırımdan kaçınılmaz bir gerçekliğe geçti. Artan maliyetler, tedarik zinciri sorunları ve kaynak kıtlığı sektördeki başlıca sorunlar olsa da şirketler ve tüketiciler elektrikli araç geleceğine tamamen bağlılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya çapında birçok otomobil üreticisi, karayolu taşımacılığının geleceğini elektrikli olarak gördükleri için elektrikli araç (EV) yatırımlarına her şeyi dahil ediyor. Asya, Avrupa ve ABD&#8217;deki otomobil üreticileri, elektrikli araç üretiminde baskın güç olmak için mücadele ediyor. Volkswagen, EV teslimatlarındaki birikmeye yanıt olarak son aylarda üretimini artırdı ve beş yeni montaj tesisi kapılarını açtı. Diess, Asya, Avrupa ve ABD&#8217;de EV talebindeki artışın altını çizerek, yarı iletkenlerin de daha kolay erişilebilir hale geleceğini umarak teslimat sürelerinin yıl içinde üretim arttıkça iyileşeceğini öne sürdü.</p>
<p style="text-align: justify;">Almanya, SalzGiga olarak adlandırılan Salzgitter&#8217;deki yeni hücre fabrikasının temelinin atılmasıyla, bu ay VW, PowerCo birimi aracılığıyla pil hücresi işine 20,38 milyar dolarlık bir yatırım yaptığını duyurdu. Şirketin 20.000 iş yaratması bekleniyor ve on yılın sonunda 20 milyar doların üzerinde yıllık satış öngörüyor. SalzGiga, bölgenin bir pil üretim merkezi haline gelmesiyle birlikte 240 gigawatt saat (GWh) ortak kapasite geliştirmek amacıyla Avrupa genelinde beş VW pil hücresi fabrikasının planını sağlayacak. Bu, onu Almanya&#8217;da da fabrikaları bulunan önde gelen ABD EV firması Tesla&#8217;ya karşı büyük bir rakip haline getirecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç Asyalı otomobil üreticisi de Avrupa&#8217;da rekabet avantajı elde etmek için EV üretimine büyük yatırımlar yapıyor. Hyundai Motor, üretimin 2025&#8217;te başlaması beklenen ilk Güney Koreli EV fabrikasını duyurdu. Hyundai önümüzdeki birkaç yıl içinde Asya ve AB pazarlarına ulaşması nedeniyle, kısa süre önce birkaç yeni EV modelini duyurdu. Hyundai ve Kia&#8217;yı içeren şirket, bugün ile 2025 arasında Güney Kore&#8217;ye yaklaşık 48,1 milyar dolar ve ABD&#8217;deki EV ve pil operasyonlarına 5,5 milyar dolar daha yatırım yapacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Japonya ayrıca, ülkenin en büyük otomobil üreticisi Toyota ile ABD, Avrupa ve Çin pazarlarını yakalamak için yarışıyor ve Mayıs ayında bZ4X elektrikli SUV&#8217;sini piyasaya sürüyor. 2021&#8217;de otomobil üreticisi, EV iş geliştirme hızını artırmak için 35 milyar dolarlık bir yatırım yaptığını duyurdu. Toyota, aracı bir abonelik planı aracılığıyla sunuyor, yani tüketicilerin pil bozulması ve diğer bakım maliyetleri konusunda endişelenmesine gerek yok. Japon abonelik hizmeti şirketi Kinto Corp&#8217;un başkanı Shinya Kotera, &#8220;Sürücüler için büyük bir endişe kaynağı olan takas fiyatları ve pilin bozulmasıyla ilgili riskler almalıyız&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Toyota da dahil olmak üzere birçok şirket, tüketiciler için daha fazla devlet teşviki olmadan elektrikli araç pazarlarını geliştirmekte zorlanıyor. General Motors, Tesla ve Toyota, ABD&#8217;deki 7.500 dolarlık EV vergi kredilerini bitirdikten sonra daha fazla vergi kredisi istediler. Bu, son aylarda tedarik zinciri kesintileri nedeniyle artan üretim maliyetleri karşısında daha büyük bir endişe haline geldi ve EV üretiminin fiyatını artırdı. Tedarik zinciri kesintileri, malzeme kıtlığı ve artan maliyetlerle ilgili çeşitli zorluklara rağmen, dünya çapındaki birçok otomobil üreticisi, geleneksel yakıtlı araçların önümüzdeki on yıl ve sonrasında aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasıyla daha rekabetçi olma umuduyla EV işlerine büyük yatırımlar yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “The Car Giants Racing To Dominate EV Markets”, <a href="https://oilprice.com/Energy/Energy-General/The-Car-Giants-Racing-To-Dominate-EV-Markets.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><em>Oil Price</em></a></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MOTR-390.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Enerji Talebi, 2021&#8217;de COVID Öncesi Seviyelerin Üzerine Çıktı</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/dunya-enerji-talebi-2021de-covid-oncesi-seviyelerin-uzerine-cikti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 08:02:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23071</guid>

					<description><![CDATA[BP Dünya Enerji İstatistiksel İncelemesi: 2021&#8217;de birincil enerji, tarihteki en büyük miktarda artış gösterdi. Yükselen ekonomiler artışın büyük kısmını oluşturdu. Küresel olarak fosil yakıt enerji tüketimi seviyesi 2019 ve 2021 arasında değişmeden kaldı. BP, yıllık Dünya Enerjisi 2022 İstatistiksel Raporunda, küresel birincil enerji talebinin geçen yıl yüzde 5,8 arttığını ve 2019&#8217;daki pandemi öncesi seviyelerini yüzde]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/NO389Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23072" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/NO389Foto-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" /></a>BP Dünya Enerji İstatistiksel İncelemesi: 2021&#8217;de birincil enerji, tarihteki en büyük miktarda artış gösterdi. Yükselen ekonomiler artışın büyük kısmını oluşturdu. Küresel olarak fosil yakıt enerji tüketimi seviyesi 2019 ve 2021 arasında değişmeden kaldı. BP, yıllık Dünya Enerjisi 2022 İstatistiksel Raporunda, küresel birincil enerji talebinin geçen yıl yüzde 5,8 arttığını ve 2019&#8217;daki pandemi öncesi seviyelerini yüzde 1,3 oranında aştığını söyledi. BP&#8217;nin yakından izlenen enerji raporuna göre, 2021&#8217;de birincil enerji, tarihin en büyük miktarıyla büyüdü ve artışın çoğunu yükselen ekonomiler oluşturdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Birincil enerji, 2021&#8217;de 31 EJ ile tarihteki en büyük artış ve 2020&#8217;de görülen enerji tüketimindeki keskin düşüşü tersine çevirerek büyüdü. 2021&#8217;deki birincil enerji talebi, 2019 öncesi COVID seviyelerini 8 EJ ile aştı. BP, 2021&#8217;de birincil enerjideki artışın başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerden kaynaklandığını söyledi. COVID ile ilgili hareketlilik kısıtlamaları hafifletildi ve sektörler geçen yıl toparlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelişmekte olan ekonomiler geçen yıl birincil enerji tüketimini artırırken, BP, gelişmiş ekonomilerde birincil enerji talebinin geçen yıl hala 2019 seviyelerinin altında olduğunu söyledi. 2019 ve 2021 yılları arasında birincil enerjideki artış tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından kaynaklandı. BP&#8217;ye göre, düşük petrol talebi, daha yüksek doğal gaz ve kömür tüketimi ile dengelenirken, küresel olarak fosil yakıt enerji tüketimi seviyesi 2019 ve 2021 arasında değişmeden kaldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Enerji talebindeki sıçrama ve yeniden canlanan küresel ekonomik büyüme, geçen yıl 2020&#8217;ye kıyasla karbondioksit emisyonlarında da artışa neden oldu. BP, enerjiden kaynaklanan emisyonların 2021&#8217;de güçlü bir şekilde toparlanarak 2019 seviyelerine geri döndüğünü söyledi. BP&#8217;nin baş ekonomisti Spencer Dale, “Birçok yönden, enerji talebindeki bu keskin toparlanma, ekonomik aktivitedeki hızlı toparlanmanın yönlendirdiği küresel başarının bir işaretidir” dedi. Ancak, 2020&#8217;de karbon emisyonlarındaki belirgin düşüşün yalnızca geçici olduğunu da vurguladı: enerjiden (metan dahil), endüstriyel işlemlerden ve alevlenmeden kaynaklanan karbon eşdeğeri emisyonları geçen yıl %5,7 arttı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “World Energy Demand Jumped Above Pre-COVID Levels In 2021”, <em><a href="https://oilprice.com/Energy/Energy-General/World-Energy-Demand-Jumped-Above-Pre-COVID-Levels-In-2021.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Oil Price</a></em></p>
<p style="text-align: justify;">İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/07/MOTR-389.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hidrojen, Enerji Dönüşümünün Kaçırılmış Büyük Fırsatı Olma Riski Taşıyor</title>
		<link>https://dunyaenerji.org.tr/hidrojen-enerji-donusumunun-kacirilmis-buyuk-firsati-olma-riski-tasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 09:03:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dunyaenerji.org.tr/?p=23038</guid>

					<description><![CDATA[Hidrojen, giderek artan bir şekilde enerji geçişinin temel bir unsuru olarak görülüyor. Haziran ayında, Başkan Joe Biden, elektrolizör üretimine nakit para yönlendirmek için yasa çıkardı. Mısır ve Suudi Arabistan liderleri, hidrojen altyapısına milyarlarca dolar yatırım yapmayı kabul etti. RWE ve ArcelorMittal, çelik üretimini karbondan arındırmak için yenilenebilir enerji geliştirmek, inşa etmek ve işletmek için bir]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/MO388Foto.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-23039" src="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/MO388Foto-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" /></a>Hidrojen, giderek artan bir şekilde enerji geçişinin temel bir unsuru olarak görülüyor. Haziran ayında, Başkan Joe Biden, elektrolizör üretimine nakit para yönlendirmek için yasa çıkardı. Mısır ve Suudi Arabistan liderleri, hidrojen altyapısına milyarlarca dolar yatırım yapmayı kabul etti. RWE ve ArcelorMittal, çelik üretimini karbondan arındırmak için yenilenebilir enerji geliştirmek, inşa etmek ve işletmek için bir mutabakat zaptı imzaladı. Volvo, 1000 kilometre menzilli yeni hidrojen yakıt hücreli kamyonunu sergiledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Derin deniz taşımacılığı, havacılık ve yüksek ısıya sahip endüstriyel süreçler gibi kolayca elektriklendirilemeyen endüstrileri karbondan arındırmak için hidrojen gereklidir. Yine de, Hidrojen Geleceği 2050 Raporu, hidrojen üretiminin çok yavaş olacağını ortaya koyuyor. Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için, 2050 yılına kadar hidrojenin enerji talebinin yaklaşık %15&#8217;ini karşılaması gerekiyor, ancak bulgularımız, 2030 yılına kadar sadece %0,5&#8217;e ve yüzyılın ortasına kadar %5&#8217;e ulaşacağını gösteriyor. Hidrojen Geleceği 2050 Raporu, hidrojen endüstrisini ayrıntılı olarak inceliyor, ancak burada bazı önemli bulgular mevcut.</p>
<p style="text-align: justify;">Hidrojen üretiminin olması gerekenin altında kalacağı tahmin edilse bile, büyük yatırım fırsatları var. Şu andan itibaren 2050&#8217;ye kadar enerji amaçlı hidrojen üretimine yapılan küresel harcama, hidrojen boru hatlarına 180 milyar ABD dolar ve amonyak terminallerinin inşası ve işletilmesine 530 milyar ABD dolar eklenerek 6,8 trilyon ABD doları bulacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Elektrolizörler kullanılarak sudan hidrojenin ayrıştırılmasıyla üretilen elektrik bazlı yeşil hidrojen, yüzyılın ortasına kadar üretimin %72&#8217;sini oluşturarak baskın üretim şekli olacak. Emisyonları yakalanan doğal gazdan üretilen amonyak gibi mavi hidrojen ve mavi hidrojen ürünleri de önemli bir role sahip olacak. Ancak, yenilenebilir enerji kapasitesi arttıkça ve fiyatlar düştükçe rekabet gücü giderek azalacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hidrojen, ülkeler içinde ve arasında orta mesafelere kadar boru hatlarıyla taşınacak, ancak kıtalar arasında neredeyse hiçbir zaman taşınmayacak. Bir hidrojen türevi olan amonyak, daha güvenli ve taşınması daha uygundur ve uzun mesafeli deniz ticareti için daha uygundur. Bu nedenle, 2050 yılına kadar enerji ile ilgili amonyağın %59&#8217;unun bölgeler arasında alınıp satılacağı tahmin ediliyor. Maliyet değerlendirmeleri, küresel olarak hidrojen boru hatlarının %50&#8217;sinden fazlasının doğal gaz boru hatlarından yeniden kullanılmasına ve bazı bölgelerde %80&#8217;e kadar yükselmesine yol açacaktır çünkü boru hatlarının yeniden kullanım maliyetinin, yeni inşaat maliyetlerinin sadece %10-35&#8217;i olması bekleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Amonyak, metanol ve e-gazyağı gibi hidrojen türevleri, ağır taşımacılık sektörlerinin (havacılık, denizcilik ve kamyon taşımacılığının parçaları) karbondan arındırılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Binek araçlarda hidrojen alımını öngörülmüyor ve yalnızca elektrik üretiminde sınırlı bir alım öngörülüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: “Hydrogen Risks Being The Great Missed Opportunity Of The Energy Transition”, <em><a href="https://www.forbes.com/sites/sverrealvik/2022/06/24/hydrogen-risks-being-the-great-missed-opportunity-of-the-energy-transition/?sh=6fe1ccd5e8a1" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Forbes</a></em></p>
<p>İndirmek için <a href="https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/MOTR-388.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-wpel-link="internal">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
